15 08 2015

Biraz benim hakkımda biraz Aktuğ Akdoğan hakkında

Artık bu blogda kendi kendime konuştuğumu ve kimsenin bunları okumadığını düşünüyorum. Haksız da sayılmam aslında. Ama İstemek ve Başarmak adlı yazımı okuyan herkese teşekkürler, bloğu kapatmama sebebim o yazının çok okunmuş olması :D Neyse uzun bi aradan sonra bloğa geri döndüm ve yazmaya devam edeceğim. Okuyan olur mu olmaz mı bilmiyorum ama yazmaktan vazgeçmeye pek de niyetim yok. Daha yeni bir internet sitesinde Aytuğ Akdoğan'ın kitaplarından birinin 10.000 sattığını okudum oysa Aytuğ Akdoğan geleceğin favorilerinden biri olarak gösteriliyor. Kitaplarının başarısı takdir görüyor ve kitabı sadece 10.000 mi sattı? Bu kadar mı azaldı iyi roman okuyan insan sayısı? Vallahi orada 10.000 rakamını görünce ağlayasım geldi. Elif Şafak'ın kitapları ilk basımda 100.000'in üstünde iken Aytuğ Akdoğan'ın kitabı sadece ve sadece 10.000 mi sattı? :( Artık herkes kitap okumanın Elif Şafak'ın ve Ahmet Ümit'in kitaplarını almaktan ibaret sanıyor. Oysa daha başka ne iyi romancılar var. :( Aslında Elif Şafak ve Ahmet Ümit'i ben de severim ama ülkedeki tek iyi yazar onlar değil. Artık kalıplardan kurtulalım. Yeni romanlara yelken açalım yahu! Devamı

15 08 2015

POLONYA

POLONYA |  görsel 1

Devamı

19 05 2014

DİPSİZ BİR KUYU'DAN!

DİPSİZ BİR KUYUDAN! |  görsel 1

Küçükken yatağıma yatınca dua ederdim. Öyle büyük bir yüreğim vardı ki sadece kendim için değil tüm Müslümanlar sonrasında da tüm insanlar adına güzel isteklerde bulunurdum. Dünyanın daha yaşanılası bir yer olmasını isterdim. Şimdiyse… Sanırım dua etmeyeli çok zaman oldu. Büyüdükçe unuttum. … Son zamanlarda manevi duygularımın kabarmasına vesile olan bir çok olay bana bu satırları yazdırtıyor. Şunu söylemeliyim ki, dışardan ne kadar kalpsiz, duygusuz biri gibi görünsem de içimde çok fırtına kopar. Kimseye belli etmem o ayrı. O kadar iyi bir zamanlamaydı ki, Çanakkale gezisi. Ardından bu Soma olayları olunca sorgulamaya başladım kendimi. Ve her defasında Seyit Onbaşı geldi aklıma. O koca mermiyi sırtına yükleyişi, Ali’nin “Vallahi kaburga sesini duydum” demesi ve bunları anlatırken ağlayan rehberin beni de tam kalbimden yakalayan ses tonu. Düşündüm durdum, bir yerlerde insanlar ölüyor ve hala bazıları eylem derdinde, bazılarının hiç umrunda değil, bazıları bu olayda bile siyaset yapmaya çalışıyor, bazılarıysa benim şahsen tanıdığım insanlarda olmak üzre, daha olay tazeyken eğlenmeler, kahkahalar, şarkılar. Şimdiyse medya yoluyla ahkam kesiyorlar. “Ben somayı unutmadım”. Şaka mı yapıyorsun  çocuk? Sen kahkaha atıp eğlenirken, orda o insanların aileleri gözyaşı döküyordu. Bu kadar mı düştük biz? Türk insanı böyle mi olacaktı? Kemalistim diyip sokaklarda eylem yapan arkadaşlara sesleniyorum, Atatürk yaşasaydı sizi kendi eliyle cezalandırırdı. Yazık, çok yazık. Ülkenin düştüğü şu duruma o kadar üzülüyorum ki… Dışarda yağmur yağıyor ben bunları yazarken. Ve içimde yine bir fırtına. Sanırım gökyüzü de day... Devamı

31 01 2014

"GÜZEL HAYAT" FIVE DOLLARS A DAY

GÜZEL HAYAT FIVE DOLLARS A DAY |  görsel 1

Neye ne kadar zaman harcadığımız çok önemli ve  artık neredeyse bir buçuk saat ayırıp izlediğimiz filmlerin de buna değer olması gerekir. Bende iyi bir sinema tutkunu olarak zaman bulduğumda hep adını duymadığım ama iyi filmleri bir yerlerden bulup çıkarırım. Five dollars a day bunlardan biri. Evet Christopher Walken’i severim ama bu filmi izlememiştim. Hani şu mağazalarda satılan eski dvdler var ya, onları karıştırırken Türkçeye çevirirken “Güzel Hayat” adının kullanıldığı filmi buldum. Genelde mağazaların bu pekte önemsemediği ve çokta ucuza sattığı dvdlerden iyi bir şey çıkmaz ama “Güzel Hayat” istisnalardan. Christopher Walken dolandırıcı bir babayı canlandırıyor. Nat. Uzun süre sonra da oğluyla arasını düzeltmeye çalışıyor. Böylece senaryoda başlıyor. Beyninde tümör olan Nat oğlunu tedavi için uzun bir araba yolculuğuna ikna ediyor.  Ve yaşamadıkları şey kalmıyor. Eğlenceli ve izlenesi bir film. Tabii sonunda Nat ölüyor. Aslında bunu söylememem gerekirdi ama bu bence filmin en etkileyici düşüncesiydi. Nat’a çok üzüldüm. Ve bence bu film ailenizle olan bağlarınızı gözden geçirmeniz için iyi bir fırsat.   Devamı

30 01 2014

KORKUMDAN AĞLADIM

KORKUMDAN AĞLADIM |  görsel 1

Her gözyaşı bir kehanettir aslında ve her kehanet günü geldiğinde gerçekleşir eğer sızladıysa ruhunuzdan bir parça olan kalbinizin telleri. Kime değer verdiysem günü geldiğinde hak etmediğini gösterdi. Kimi sevdiysem canımdan bir parça gibi günü geldiğinde aslında bunun çokta gereksiz olduğunu kanıtladı. Ben kimden medet umduysam yüzüme kapandı o kapı. Kimin bir çift lafına bel bağladıysam hayal kırıklığına uğradım ben. Ben her gün binlerce kez öldüm bu dünyada. Kimse hak etmedi beni. Belki ben çok saftım belki insanlar riyakar. Kelime oyunları yapanlardan da nefret eder oldum artık laflarının arkasında olmadığı için gerçek. Yalnızlaştım, bir o kadar inandıkça hayallere. Korkumdan ağladım ben bu gece.  İçimde sızladı bir şeyler. Hak ettim mi ben tüm bunları? Neydi benim insanlık namına yaptığım hata? Kimin yüzüne kapı kapattım ben? Kime yalan söyledim? Bugün ağladım ben. Biraz sonra yazmaya başladım. Yavaş yavaş geçti kalbimdeki acı. Yoruldum ben be üstat. Etrafımdaki bu kendini bilmez insanlardan da bıktım usandım. onlar sevgi nedir bilmedikçe, bilemedikçe ben azalıyorum gün be gün kendimden. Ağlamak güzeldir diye seslendi sonra mp3’den Sezen Aksu. Ben güzel olduğu için ağladım bu gece. Yastığıma dökülen her bir gözyaşı bir kehanetti, biliyordum ve bile bile içimdeki sızının nefrete dönüşmesine izin veriyordum. Ben bu gece çok şeyden vazgeçtim…   Devamı